Didem Yazıcı ile Söyleşi












http://www.finansbankprivate.com.tr/tr-TR/Content/Details/sanat/sanat-soylesi/300/hayal-incedogan


Kasım 2010 Finansbank Private Sanat sayfasında
Didem Yazıcı ile yaptığım söyleşi;

Resimlerin, kendi mütevazi öykülerini anlatan yalın, gösterişsiz ve ince estetik değerleri olan çalışmalar.. Onlarda ‘inci küpeli kız’ın zarifliği ve kavramsal sanatın ağırlığı var. Seni soyutladığın bu minimal ‘an’ların resmini yapmaya iten ne oldu?
Resim yapmak kendi varlığınızı başka bir biçimde ortaya koyma çabası aslında. Sanat yaşamdan ayrı tutulamaz diye düşünüyorum. Birçok sanatçı gibi ben de resmi, kendi yaşamsal deneyimlerimi aktarmama yardımcı olacak bir yöntem olarak görüyorum ve bu deneyimlerden yola çıkarak seçtiğim kavram ve biçimleri soyutlayarak onları resim diliyle ifade etmeye çalışıyorum. Beni tetikleyen, harekete geçiren birşeyler oluyor her zaman. Dinlediğim müzik, bir şarkı sözü, izlediğim bir film, bir karakter ya da günlük yaşamda karşılaştığım herhangi bir detay da resmimi etkiliyor ve besliyor.
Herkesin yaşadığı duyguları, belirli ‘an’lar belirleyerek resimlerinde tasarlayıp, yeniden yaratıyorsun. Kuş sürüsünün uçuşu, denizin yükselmesi, orman kalabalığı, su damlaları..Duygunun, doğa üzerinden sanatsal bir biçimde dönüştürülmesi sanat tarihinde sıkça yeri olan bir yaklaşım. Sanatın en ‘pür’ ve saf haline işaret ediyor...
Boş bir tuvalin karşısına geçtiğinizde aslında bütün varlığınızla orada olmak ister, onun hem efendisi hem kölesi olursunuz. Bu süreç tıpkı romantiklerin doğa karşısında insanın yalnızlığını ele almaları gibi geliyor bana. Resim derinleştikçe kendi içine kapanıp ayrı bir varlık haline gelebilir. Sizi ele geçirmesine izin verdiğiniz noktayla sizin resmi ele geçirdiğiniz nokta arasındaki gerilim iyi bir resim olup olmadığını belirliyor bence. O an hem bir çeşit ritüel hem bir savaş gibi gelir bana ama burada yenik düşen siz olsanız da aslında kaybetmiş sayılmazsınız her zaman.
Suluboya resimlerin, yağlıboya çalışmalarına göre çok daha soyut ve birbirini yineleyen bir diyalog ve seri yaratıyor.. Farklı resimsel malzemelerin, sanatındaki etkisinden söz eder misin?
Suluboya işler henüz üniversite yıllarında ortaya çıkan ilk çalışmalar. Çektiğim bazı fotoğraflardan referansları olan, soyutlamalar yaparak ürettiğim renkli işler. Beni belli bir yere ulaştırdığına inandığım noktada bırakıp içlerinden yirmi-yirmibeş tanesini seçip çerçevelettim. Benim sürecim içinde, bana yol göstermeleri açısından önemli bir yerde duruyorlar. Her farklı malzeme sınırları ve olasılıkları görmek adına geçirdiğiniz bir deneyim oluyor. Aynı zamanda üzerinde çalıştığım bir fikrin ya da bir duygunun nasıl farklı ifade bulabileceğini gösteriyor bana. Sanatın bu geçişken ve olasılıklı yapısının benim üretimimi destekleyen bir yanı var.
2007 senesinde, en önde gelen sanat kurumlarından New York Üniversitesi, Görsel Sanatlar Okulu’nda burs kazanıp atölye çalışması yaptın..Bu deneyimden bahseder misin, sen de neler bıraktı?
New York kadar renkli, çok uluslu ve sanatsal açılımları fazla olan bir yerde olmak sadece orada bulunup gözlem yapmak için bile önemli. School of Visual Arts’da o zamana kadar deneyimlemediğim ama referansları tuval işlere de gönderme yapan bir enstelasyon çalışması hazırladım. Gitmeden önce projeyi kafamda biçimlendirmiştim. Yola çıktığım andan itibaren bir günlük tutar gibi fotoğraf çekmeye başladım. ‘Open Studio’ sergisinde sesle kodlanmış bir led pano ve fotoğraflarla bir enstelasyon çalışması gösterdim. Bu işin biçim ve içerik yapısı benim daha sonraki projelerimi de etkiledi.
Atölyeni ziyaret ettiğimde, çalışma yöntemlerinden bahsetmiştin. Kimi zaman denk geldiğin eski bir fotograf ya da bir aile anısından esinliyorsun..
Evet, işlerim yaşamdan ve hayata dair detaylardan besleniyor. Bu yüzden bana ait olsun olmasın eski bir fotoğrafı saatlerce inceleyebilirim ya da başkasına basit gelebilecek bir anıyı sıkılmadan dinleyebilirim. Tesadüfen karşıma çıkan şeyler oluyor mesela, yaz başında Berlin’e gittiğim sırada şehirde dolaşırken bit pazarındaki bir rus sahafta kitap karıştırıyordum ve birkaç fotoğraf buldum. Bazen bir şarkı duyarsınız ya da okuduğunuz kitaptaki bir cümle sizin hissedip bir türlü dillendiremediğiniz bir şeyi tarif eder, heyecanlandırır ve rahatlatır sizi, benzer bir duyguyu içeriyordu o fotoğraflar, benim o an‘ki gerçekliğimle örtüşüyordu. Zaten benimdiler sanki, satın aldım ve şu an onlarla ilgili bir iş hazırlıyorum.
Özellikle tuval resimlerin çoğunlukla büyük boyutlu, göz dolduran ve izlenmesi keyif veren çalışmalar. Yaptığım araştırmaya göre şu ana kadar satışı olmayan tuval resmin olmamış. Koleksiyonerler ve sanat severler tarafından bu denli ilgi görmek, sanatına nasıl yansıyor?
Herkes bir resimden, kendi deneyimlerinden yola çıkarak bambaşka çağrışımları olan bir noktaya varabilir. Kendi kişisel tarihimden yola çıkarak oluşturduğum ve içselleştirdiğim bir takım kavram ve durumların karşılığı olan resimlerin ilgi görüyor olması izleyicinin de işlerde kendinden birşeyler bulduğunu, hissettiğim ve önemsediğim şeylerin paylaşıldığını gösteriyor ve resim yaparken yaşadığım yalnızlık duygusunu hafifletiyor. İzleyiciyle bir noktada benzer bir ruh hali ya da bakış açısı yakalayabiliyorsam doğru yoldayım diyebilirim ve bu karşılıklı olarak diyalog kurabiliyoruz demektir sanırım.
Gelecek sergin için incelikli bir çalışma içindesin.İzleyicileri neler bekliyor?
Önümüzdeki yıl için hazırladığım sergi projesi benim ilk solo sergim olacak. Yavaş ve kendiliğinden gelişen bir süreç içinde şimdiye kadar biriktirdiğim birçok şey ve kendimi ifade etmekle ilgili bir açılım sağlayacak diye düşünüyorum. Ağırlıklı olarak resim üretmeye devam ediyorum ama daha önce deneyimlemediğim bir takım farklı malzemelerle de oluşturacağım bir sergi olacak.. Bir takım notlar alıyorum, gözlem yapıyorum ve biriktiriyorum, bu şekilde gelişiyor. Benim için bile sürprizli olacak...

http://www.finansbankprivate.com.tr/en-IE/Content/Details/sanat/sanat-soylesi/300/hayal-incedogan










Conversation with Hayal İncedoğan
by Didem Yazıcı
Your Paintings narrates their own modest stories with literal, restrained and fine aesthetic values. They have the elegance of ‘girl with the pearl earing’ and the responsibilty of the conceptual art. What made you paint those abstracted minimal moments?
Painting is actually an attempt to validate your existence in a different way. I think that art can never be perceived apart from the life itself. Like most artists do, I see painting as a tool in order to express my living experiences. Regarding these experiences, I abstract concepts and forms and try to express them in the language of painting. There are always things that motivate me; the music that I listen to, lyrics of a song, the films that I see, a character or just an ordinary detail that I come across with in my daily life inspire my art works.
By setting specific moments, you design emotions that can be experienced by anyone and recreate them. Flying birds, heave of the sea, forest crowd, or water drops… Transforming emotions into an artistic practice through nature is a common approach in art history. It refers to the most pure state of art…
When you are in front of an empty canvas, with a desire of being there you become its master and slave at the same time. This process reminds me the attutide of romanticists towards the solitude of human being by the grace of nature. Paintings can turn upon themselves and become a separate existence as they get deepened. In my opinion, the tension between the point that you let the painting possess you and the point where you possess it qualifies whether it is good or not. To me that moment is sort of a ritual or a war however even if it’s you who might get defeated, actually it doesn’t mean that you lose it all the time.
Your watercolor paintings create more abstract and repeatitive dialogues and series than the oil paintings and acrylic ones. Could you tell us about the effect of using different materials in your art?
Watercolor paintings are my first works that emerged during my bachelor years. They are abstracted and colorful paintings which are derived from some of the photographs that I took. I stopped painting, when I believed that they brought me to a certain period and selected 20 or 25 of them amongst and framed them. They have an importance in terms of leading me in my own progress. Every single material is an experience you gain for the sake of seeing the limits and the possibilities. It also shows me how to variously find a way to express the emotions or the ideas that I work on. The transitional and probabilistic structure of art has a side that supports my practice.
By 2007 you completed a residency program at one of the leading art institutions, New York School of Visual Arts, at the department of Painting and Mixed Media, along with an open studio exhibition. Could you tell us about this experience?
In a place like New York, colorful, multinational and having wide artistic expansion, It’s very imporant just being there even if only to experience and observe. At the School of Visual Arts, I prepared some installations that I’ve never experienced before which I made references to canvas works. I had already designed the project before I went there. From the beginning of my journey, I took photographs every single day as if keeping a diary. I exhibited a led board with sound codes and an installation with photographs for the ‘Open Studio’. The Form and content of this work has been an inspiration for my further projects.
You told me about your working methods when I visited your studio. Sometimes you are inspired by a family souvenir or a vintage photograph that you come across...
Yes, my works derives from life and its particulars. For this reason, whether they belong to me or not, I can study a photograph for hours, or listen to a memory that might sound ordinary for others without getting bored. Sometimes I run into those things coincidentally… For instance, at the beginning of this summer, I was walking around the flea market in Berlin. While I was browsing some books in a Russian book store, I found couple of photos. Sometimes you hear a lyric of a song or a sentence from a book which defines something that you could never have put into words... It excites and calms you down... Those photographs had the similar effect on me, and corresponded my current reality then. I felt as if they already belonged to me... I bought them and I’m currently doing an art work on those photographs.
Most of all, your canvas paintings are large scaled, eyeful and pleasant to see. According to my researches so far you have no paintings that are haven’t been sold. How does this attention of collectors and art lovers reflect your art?
Through a painting and personal experiences, everyone can come to a head where there are several different connotations. The fact that the paintings that are based on my personal history as well as conceptualised and interiorised by myself drawing interest shows that the audience finds something for themselves, and the things I like and care for are being shared and this soothes the solitude I feel when I paint. I can say that I’m on the right track if I can catch a similar state of mind or a perspective at some point along with the audience and I guess this means we can establish a dialogue with each other.
You’re in the middle of a sophisticated working process.. What awaits us in your upcoming projects?
The exhibition that I am planning for the next year will be my first solo show. In a slow and spontaneous process, I think there is going to be an expansion about expressing myself and everything I built up until now. I continue to produce paintings mostly, however there will be an exhibition that I’ll compose with different sets of materials that I haven’t experienced before. I’m taking notes, observing and saving up, that’s how it developes. It’s going to be a surprise, even for me.
Translation by Didem Yazıcı

Popular posts from this blog

Şimdinin Kırılganlığı / Fragility of Now - 42 Maslak Art Space

Köşedeki Kadın / Women in the Corner - Kare Art Gallery

THE JOURNEY TO ME / Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi